-1 haftadır film izleme seansları yapıyoruz sevgili kuzenimle.Kendisi her zaman psikopat gibi film izleyen,bir filmi defalarca izlemekten zevk alıp filmleri özümseyen bir insan olduğundan benim de uzun zamandır ara verdiğim film izleme seanslarıma dönmemi sağladı sağolsun.Kendisine teşekkürlerimi yağdırıyorum.
Öncelikle Acid House'dan başlamalıyım.Her zaman işlenen konuların aksine uyuşturucu,hap kullanımı ve hippi,uçarı yaşam tarzlarını izleyiciye yansıtması açısından gayet gerçekçi bir film olmuş.Fantastik unsurlarla süslenmiş bir film.Bana Requiem For a Dream'i anımsattı ama o filmi de malesef tamamen izleyemediğim için bu konuda iddialı cümleler de kuramam.Klasik Amerikan filmleri,insanı baygınlık derecesine getirmiş aynı tarz romantik komedilerden kaçmak adına güzel bir seçenek olabilir.
Chicago'yu izlemediyseniz ve müzikal izlemekten hoşlanıyorsanız elinizde ne iş varsa hemen bırakın ve izlemeye başlayın!Gerek sahneleri,gerek oyuncuları,gerek kostümleri ve gerek konusuyla gerçekten çok eğlenceli ve izlenesi bir yapım."Keşke ben de aralarında olsam da o kıyafetlerden giysem.." diye düşündürmediği bir sahnesi olmadı bana.Umarım beğenirsiniz.
Son olarak da A Dangerous Method öneriyorum.Film konusu itibariyle ağır gitse de -en azından benim için öyleydi- garip bir hazla ve merakla da izlemekten alamıyorsunuz kendinizi.Keira Knightley hayatının oyunculuğunu yapmış diye düşünüyorum.Daha ilk sahneden kendine hayran bırakan bir performans sergiliyor.Filmin sonundaki boşluk hissi ise çoğu insana bir şey anlamadığını ve filmi boşuna izlediğini hissettirse de benim en sevdiğimdir."Ne oldu,ne bitti?", "Eee yani?" diye sizi ortada bıraktığını düşündürse de sonu açık filmler her zaman tercihimdir.
-Kitap okumak tatilimin en güzel yanını oluşturuyor,artık ezberlemişsinizdir siz de bunu.Öneri,tavsiye niteliğinde bir kitap yazamam sizlere -şu an için en azından-. Ama bilin ki Berna Moran diye bir edebiyat eleştirmeni,bir yazar bu dünyaya gelmiş ve Türk edebiyatına muazzam bir soluk getirmiştir.O'nu okumak ise herkesin harcı değildir,ki bence zaten olmamalıdır da,ve hayatınızın en iddialı,en mükemmel farklarındandır.Kendisiyle tanışma şerefine nail olmak istediklerimdendir ve fakat mümkün olmayandır.
"İlla da tavsiye!" derseniz de Charles Dickens'tan Büyük Umutlar ellerinizden öper.
-Kusura bakmayın ama korkarım Yalan Dünya izlerken içimdeki bütün gülme istekleri bir elektrik süpürgesi tarafından çekilmiş gibi hissediyorum.Ablamın gençliğinden tanıdığım arkadaşı Bartu abiden özellikle kaçıyorum ki sevdiğim,gerçek hayatta daha ilginç ve yaratıcı komiklikleri,esprileri olan nostaljik adama saygımı yitirmeyeyim.Hele Olgun Şimşek'in Yalan Dünya'daki tiplemesini mümkün mertebe duymayayım bile.Lütfen izlemediğimi,izlediğim sahnelerinden de hoşnut kalmadığımı aklınızda bulundurun ve bana o diziden,karakterlerden -izlemediğim için bilmediğim- esprilerle gelmeyin ki yüzünüze boş boş bakmayayım.Size iyi seyirler..
-Kerem Görsev dinlemek hoştur,candır.Kendisini tanımıyorsanız,henüz dinlemediyseniz bir an önce kendisiyle tanışmanızı arzularım.Böyle müzik yapan adamlar da var!
Sanırım tatil günlüklerinin bu parçasından da şimdilik bu kadar.Tavsiyelerimi dikkate alırsanız eğer şimdiden teşekkür ederim;"Hadi ordan sen de!" derseniz de "Kayıp bana değil size." der,çeker giderim.
Buyrun,bu da fon müziğiniz:Barış abime saygılarım,derin özlemlerimle..
Ayrıca buradan: http://neyinkafasi.com/tatil-gunlukleri-vol-2/
0 yorum:
Yorum Gönder